17 Ocak 2015 Cumartesi

guguklu'dan mim: kendi kitabını yarat

merhaba sevgili dostlar kütüphanesi sakinleri :) bugün bir ilke şahit olarak ailenizin tıpçısı dr.coffee'nin-ben oluyorum kendisi- kendi çapında jet hızında bir mimi cevapladığını görüyorsunuz :D :D
mimi part of the book yaptı, guguklu mimledi.. ben de yorum yaptığı gönderiyi mail ile takibe aldıydım -cam-misket cevap verirse göreyim diye-.. sonra gittim mime baktım ve çok beğendim.. keşke benim olsa iç geçirmesiyle beraber beni mimlese cam misket pek güzel olur diye düşünüyor bir yandan da wattpad'de hikaye okuyordum :D :D
sonra bir baktım ki mimlenmişim :D :D hikayeyi yarım bırakıp mimi cevaplamaya geldim :)
hadi başlayalım!

1)bir kitap yazmaya karar verdiniz türü ne olur?
valla en son aklıma gelen kitap senaryosunda aşk vardı ^.^ ama kitap yazarsam polisye,aşk,gizem karışımı olur sanırım.. ama kurgusal bir tarihi aşk da olabilir.. yani aşk var.. o tuzu biberi :D

2)bu kitabı bir serinin başlangıcı mı yoksa bağımsız bir roman şeklinde mi yazardınız?
seri kitaplara güvenmiyorum.. arada beğenmeme ihtimali olan kitaplar beni korkutuyor ve ayrıca seri yazamayacak kadar üşengeçim :D :D

3)kitabınızın baş karakterinizin yada karakterlerinizin adını ne/neler koyardınız?? 
o biraz karakterimin yaşına ve benim ruh halime bağlı.. yani karaktere verdiğim nesilde hangi isimler meşhur bu önemli.. gidip 60 yaşında dede karaktere berkecan,nene karaktere de ışılsu koyamam demi?? çok kullanılan olmayacak ama duyulan bir isim koyardım ki mesela okur gitti ismi işitti hemen aklına benim kitap gelsin :D :D gayet mantıklı :D

4)her yazarın etkilendiği başka yazar yada yazarlar vardır.peki sizinkiler hangileri?
türüne bağlı.. distopya yazarken sibel eraslan'dan esinlenmem yada aşk yazarken george orwell'ı feyz almam pek etik gelmiyor :D :D
ama özgün olmasını daha çok isterim açıkçası ki daha sonra aman bu yazarı hatırlatıyor falan denmesin arkamda blogger aleminde :D
hoş çocukluğum gülten dayıoğlu ile geçtiği düşünülürse bir iz kalmıştır bilinç altımda mo'dan yadigar :D

mim resimini de koyayım şöyle :)
tamam üşenip mimi çıkaran blogger'ın resmine konmuş olabilirim biraz :D
5)kitabınızın nerede geçiyor olmasını isterdiniz?(ülke,şehir,köy..)yada kitabınız kurgusal bir yer olsaydı orası nasıl bir yer olsaydı orası nasıl bir yer olur?
her yer olabilir.. polisyeyse büyük şehir tercihim olmakla beraber bir dizi cinayetle küçük bir kasabayı da birbirine katabilir oraya.. neyse buradan ekmek çıkacağa benziyor,ileride bir şeyler yazarsam aklımda dursun :D :D

6)kitabınızı ilk olarak kime imzalayıp vermek isterdiniz??
kendime.içine de "sen olmasan ben olmazdım yazardım".. :D :D şaka şaka daha o kadar egoist olmadım korkmayın :D kime verirdim.. bir sürü imzalar, hepsini 1.dereceden yakın tanıdığım-10-15 kişi falan- eş,dost,akrabaya aynı gün kargoya vererek yollardım :D böylece ilk imzalı kitap herkesin olurdu :D

7)gelelim en önemli soruya.kitabınızın adı ne olur??
isim koyma konusunda çok kötüyüm.. kitabıma.. ilgi çekici bir isim koyardım sanırım.. çünkü bakıyoruz ismi,kapağı falan aklımızda kalıyor..bu yüzden iki-üç kelimelik bir isim verirdim.. destan gibi başlıkları sevmiyorum :D

8)sizce kitabınızı en iyi anlatan üç kelime ne olurdu??
kompleks,sürükleyici,harika(!)

evet jet mimin sonuna geldim.. bilinç altı kardeşime teşekkür ediyorum ve okuyan herkesi yapmaya mecbur kılıyorum :D :D ve seni de dr.blue :D

13 Ocak 2015 Salı

son ada - zülfü livaneli

merhaba sevgili kitap dostları -ay böyle eski tv sunucuları gibi oldu :)-
yine uzun yorum arasından sonra pek bir güzel kitapla beraberiz..  bir kitap nasıl kafanıza inip sağ ve sol beyin hemisferi arasında iletişimi arttırır onu konuşacağız.. ben anlatacağım isteyen yorum altında konuşmaya katılacak.. cam-misket'in blogunda da rastlayacağınız gibi çok güzel yorum sohbeti yaparım :D :D neyse konuyu dağıtmayıp kitaba dönelim... 
ben kitabı okuyalı..2 hafta kadar oluyor.. geçen sene -30 aralık :D- eve gitmeden önce almış, evde annemin lanetine uğrayıp, durduğu yerde -çantamın içinde- sıvının biriyle temas edip buruşmuş bütün sayfalarının kenarı T_T hayır ıslak bir yere de bırakmadım ki..
evde kitaba başlama denemelerimin bertaraf edilmesi üzerine ankara-giresun yolunda bana eşlik eden ikinci dost olma hakkını kazanmıştı..


kitap 40 haneden oluşan pek sevimli bir adanın, nasıl zindana dönüşeceği üzerine kurulmuş..
vakti zamanında zengin biri 40 arkadaşını toplayıp taşınmış,dış dünyadan uzaklaşmış..ama ikinci nesil zamanına gelince adaya bir diktatör taşınıyor.. adam basbaya torun tombalak, koruma ordusuyla yerleşiyor.. adsız ülkenin bu cennetten düşme köşesini cehennem bahçesine çevirmek için ilk ağaçlara sataşıyor..aslında martılar yoğun olarak anlatılıyor ama ağaçlarla başlıyor her şey.. sonra belki binlerce yıldır adanın sahibi olan martıları ezikliyor.. ki cidden eziyorlar yumurtalarını T_T ben o bölümleri okurken çok bir üzülmüştüm.. seslerini falan sevmem pek ama zarar verildiği-kitapta olsa- düşüncesi hoş değil..ekolojik dengenin kafayı yemesi üzerine..olaylar olaylar işte :)
kitabın kalanını okuyup görün..bu kadar spoiler yeter.. ama sonu! gerçekten çok güzeldi.. yani ne olabilir, ne olabilir? aklımda bir iki kapanış vardı ama buna yaklaşan yoktu..
livaneli'nin okuduğum ilk kitabı olmakla beraber taa ergenlik zamanlarımda türkçe öğretmeni tarafından tavsiye edilmişti.. çok güzel diye.. hoca biliyor bu işi.. kitap çok güzel,10 numara..
yazarı hep duyup, usta bir kalem olduğunu yorumlardan okuyordum ama bu kadar beklemiyordum.. yani usta denilip çırak bile çıkamayanlar var -benim için en azından-..
bir de tabiri caizse çömez bir yazar gibi yazmaya çalışması.. ama okurken anlaşılıyor ne kadar birikimli bir kalem olduğu..
kurgusu,dili,sürükleyiciliği tam kıvamındaydı..
herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap.. özellikle distopya severler bir de türk bir yazarı deneyimleyin derim :)


kitabın içinde yahya kemal'in yazısı ve yazarın röportajı bulunuyor zaten..öyle olunca bana pek laf düşmüyor.. bir de çok seviyorum önsöz-sonsöz okumayı :D :D kitapta en çok Lara karakterini sevdim..ve diktatörden çok karısına kıl oldum :/ yani bence erkeği tamamlayan karısıdır/annesidir-burada ebeveynlere benzer eş seçimleri üzerine uzun bir nutuk atmak isterdim ama o kadar bilgim yok :D-.. bu olanların önüne geçebilirdi gibime geliyor.. en fazla o düşüncesiz insandan ayrılırdı..olanlara bu kadar göz yumması, "bana ne yalvaranlar oldu da bir şey yapmadım,martılar için mi çaba harcayacağım" lafları hoşuma gitmedi.. bir de ada sakinlerine de kızdım.. o umursamazlıkları beni öldürdü.. ama sonunda ne oldu ? :D
bir de sanırım çocuk kitabı da var bu eserin.. son ada'nın çocukları gibi bir şeydi adı.. bulursam onu da okurum...
yalnız kitapçıdan alınca çok pahalı onu fark ettim.. zaten kitap 1-2 yıl rafta bekleyip yıpranıyor, niye etiket parası alıyor ki satıcı? biraz indirim yapsa iyi olurdu.. belki varlığını bile unuttuğu kitaptan 15 lira alması çok çirkin bir davranış.. insan %10 iskonto düşer bari de bu kadar konuşturmaz beni :/
sonuç olarak ne yapıyoruz? okumayan arkadaşlarımız kitabı tercihen legal yollardan elde edip okuyor; okuyan arkadaşlarımız da paşa gönülleri isterse yorum bırakıyor ki onların da düşüncelerini öğreneyim,öğrenelim :)
bu arada kitaba puanım on üzerinde on.. :) 
sağlıkla&kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle :)
not:filmi var mıydı bu kitabın??
not2: bazılarımız kamerası olmadığı ve/veya 2 mp flu çektiği için fotoları idefix'ten alıyor olabilir..
anlayışla karşılamanızı umut ediyorum :)

4 Ocak 2015 Pazar

kör baykuş-sadık hidayet

kitabı kimin blogunda yada hangi sitede yorumlanmış,arada adı geçivermiş olarak gördüm hatırlamıyorum ama iyi ki görmüşüm..
şimdi şunu baştan söylemeliyim ki yine melankolik bir kitapla karşınızdayım :) 
ciddi anlamda iç karartıcı bir kitap.. yani kahramanın dünyasına öyle bir giriyorsunuz ki.. aman Allah'ım..adam ateist Allah'ım diye haykırarak yazarın mezarında takla attırdım sanırım :D 
kitaba geçen sene başladım ama anca 2'sinde bitti :D -hep bu espriyi yapacak bir yer aramıştım :D :D-
neyse ne diyordum?..  kitap çok karamsar..ben böyle eserleri sevdiğim için çok beğendim.. 
bir de yazar hep tek tipleme üzerinde durmuş.. yani, aynı kadın ve adam modeli var.. adam olan kahramanımız, kadın olan da karısı.. 
kahramanımız -ismi yok- buhranlı bir hastalığın pençesine düşüyor,düşerken sizi de yanına katıyor..
arada kendini tekrar ediyor ama bilerek konulduğu gayet belli.. rahatsız etmiyor..siz biliyorsunuz ki bütün problem kahramanın kafasında,gönlünde..aslında tekrarlayan yazar değil kahraman diyerek şizofrenik bir yorumda bulunacağım ama anladınız ne demek istediğimi :)


kitap kısa.. romandan çok uzun hikaye tadında.. yazarın kalemi bağlayıcı..sürüklenip gidiyorsunuz adamın dertleri arasında.. yani burada birini söylesem geri kalanın okumanız gerekmeyecek o yüzden minimal düzeyde spoiler ile kapatmak istiyorum yazımı :D kitabı beğendim baya.. tamam yazarın/kahramanın  düşünceleriyle yer yer uyuşmasak da bazen ihtiyacımız olan karşı tarafın fikri değil midir?? "ben bunu savunuyorum ama neden karşı çıkanlar var? onlar ne düşünüyor?" bazen de bunun için okumalıyız.. sürekli kendimizi destekleyen kitaplar okuyarak düşüncelerimize destek olmamamız, bazen onları inciterek daha sağlamlaştırmalıyız...
kitabın çevirisini behçet necatigil yapmış.. başında kitap hakkında onun düşünceleri var.. sonuna da yazarın yakın arkadaşı bozorg alevi'nin hem yazarın hayatı hem de kitap hakkındaki düşünceleri yer alıyor.. eh onların sözleri dururken bana pek konuşmak düşmüyor..


kitaba puanım 10..çünkü çok beğendim..kapağı da güzel :) 
siz de melankolik kahramanları seviyorsanız bu kitap tam sizlik hem de çok ucuz..kütüphanelerde aramaya gerek yok yani :D :D
kitabın ilk cümlesi her şeyi özetliyor: yazarı,kahramanı,hikayeyi..
"yaralar vardır hayatta,ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkla yiyen kemiren yaralar."
sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle

24 Aralık 2014 Çarşamba

sırça fanus-sylvia plath

sırça fanus sanırım yazın sonundan beri görüp de alamadıklarımdandı. sonra komite öncesi kitap alışverişinde alıp komiteden sonra okuyacağım diyerekten sabırsızlıkla okumayı bekliyordum..kitaba başladım bir ara bıraktım iki kitap bitirdim -☺- sonra tekrardan başladım ve bitti :) 
ama ben mi kitabı okudum kitap mı beni okudu belli değil.. 
aslında o kadar pesimist durmuyordu esther-esas kız- sonra birden boşluğa mı düştü nolduysa karalar bağladı.. 
karakterle birkaç adet ortak nokta uydurduğum için kafamdan -19yaş,eğlenceliamakaramsariçdünya, insanlarısevememe- biraz fazla etkilenmiş oldum sanırım.. bazı sosyal mecralarda da söylediğim gibi kitap biraz daha uzun sürse depresyondan çıkaramazdınız beni :D 
ama çok beğendim ve hatta bayıldım.. kitaba ilk görüşte aşık olacağım kadar varmış yani :) her şey o kadar mantıklı temellere oturtulmuş gibiydi ki belli yani bunları görmüş geçirmiş biri tarafından yazıldığı.. ve o benzetmeleri falan beni benden aldı.. ilk kez kirpiklerin şöyle anlatıldığını gördüm :
"kirpikleri öyle uzun ve gürdü ki takma gibi duruyorlardı.iki yeşil,buzlu havuzu çevreleyen siyah plastikten kamışlar gibiydiler"
ve bunu okurken hiç rahatsız olmuyorsunuz.. başta arkadaşlarıyla gezen,gülen kızın defalarca intihar girişiminde bulunması sizi sıkmıyor,bıktırmıyor..

bu kapak çok güzel ama..
bizimki daha uyumlu olmuş konuyla.. 
sadece anlatan kızımız esther mevzu bahis romanda.. o,onun düşünceleri,yaşadıkları.. diğer tüm dünya ikinci sınıf.. bazen bizlerde de böyle olmaz mı?? dünya tek başına dönerken siz tersine gidersiniz.. işte o ruh halinin bir tık ötesi sylvia plath tarafında müthiş bir şekilde anlatılmış.. 
vikipedi de ilk amerikan feminist romanı diye yazıyordu sanırım-o kadar üşengecim ki doğruluğunu kontral edemeyeceğim :)- ve evet bir erkek düşmanlığı.. efendime diyim niye onlar özgür biz kısıtlanmışız mesajları veriyor.. vermiyor değil.. ama kafayı tamamen bununla da bozmamış :D :D
yani siz dostlar kütüphanesi sakinlerinden melankolik yazılar veya değişik-bence- bir üslup okumak isteyenler varsa kaçırmasın derim :) 
ben yazarın tarzını biraz tezer özlü'ye benzettiğimi söyleyim de.. ama zamansal açıdan tezer özlü yazara benziyor oluyor :) hoş ikisi de aynı dertten muzdarip gibi :/
kitaba puanım 10. bildiğiniz dümdüz 10 yani..beğendim.. güzel yazmış vesselam :)
benim yine altını çizdiklerim var :) 
sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle

"kötü bir rüya.
 sırça fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır."

*
"belki de unutkanlık, kar gibi her şeyi örtüp susturmalıydı."

*
"...çünkü kafamın içinde bir beyin olmadığını görmemek için insanın kör olması gerektiğini düşünüyordum."

23 Aralık 2014 Salı

kediler güzel uyanır-yekta kopan

kitabın adı çok hoş değil mi??
yoksa ben miyim bir tek kitap ismini beğenip seçim yapan ?
cam-misket'in tavsiyesi üzerine okunma listemde ön sıraya alındı bu güzel kitap :)
normalde olsa.ooo daha bekletirdim biricik rafımda.. iyi ki demiş de ben de okuyuverdim :)
genelde uzun hikaye sevdalısı olsam da kitaptaki kısa,çok kısa öyküleri beğeniyle okudum.. belli bir şey yok.. deneme değil ama o tat da.. bazen yaşanmışcasına geliyor hikayeler :)
bir dünya sığmış 124 sayfaya :)
daha önce yazarın aile çay bahçesi adlı uzun öyküsünü okumuştum ve buraya yazmasam da beğenmiştim :) bu kitap duygu dozu arttırılmış geldi bana :)
özellikle 33.sayfa "aşk mı?o da ne?" isimli öyküsü çok iyiydi.. matruşka isimli öyküsünde ise ustalıkla dizilmişti kelimeler.. 

kapak.. kapağını sevdim ama can yayınlarının beyaz kapaklılarını daha çok seviyorum.. hepsi aynı gibi duruyor ama başka dünyalar içeriyorlar.. ayrıca rafta da ahenk içinde görünüyorlar.. aynı yayınevi, aynı yazar.. böyle rafa dizip saatlerce izleyebilirim bunu :D
maalesef kitabım öyle değildi.. ama beyaz basılanı da var sanırım :/ ben de beyaz istiyorum T_T
öyküler kısa ve öz olunca yorumu da kısa oluyor sanırım :)
aslında okuldan gelince yazmıştım ama hayin internet :/ 
size şuncacık lafın özetini yapacak olursam.. eğer soft tarz da hikayeler seviyorsanız, bu kitabı da belleğinize eklemelisiniz :) fiyatı ucuzdu sanırım ki her zaman kütüphaneler gibi güzel bir alternatifimiz var :D 
kitaba puanım 10 üzerinden 9.. 
okuyucu ruhsuz olunca yazar ne yapsın :) 

sağlıkla ve bol kitapla kalın !
_dr.coffee'den sevgilerle
dipnot:kendimden bir şeyler bulmadıkça altını çizmem cümlelerin ama yekta kopan'ın kitaplarında hep çizilecek bir şeyler çıkıyor karşıma :)

"Böyleyim ben;'bildiğimi okuyorum'..."

*
"Bu yorgun saatlerde değil, gün ışığının tazeliğinde sev beni."

*
"...bir'keşke'ye dayanır hayat."

*
"Yaşamın karşıma çıkaracağı sorunların çözümü hep üç ayaklı bir masanın üstünde duruyordu sanki; gece,uyku,rüya..."

16 Aralık 2014 Salı

doğum lekesi-caragh m.o'brien

uzun bir aradan sonra-yine bir ara yine ben :) - tekrar bir kitap yorumuyla buradayım :) bu kez bir distopik serinin ilk kitabı var elimde-aslında şimdi rafta duruyor ama ayrıntılar önemli değil-
ilk kitaptan başlama özürlü birisi olarak büyük bir gelişme bu.. nedense hep 2.kitabı okuyorum onu beğenirsem 1.kitabı alıyorum..seriler yatırım yapmak için çok tehlikeli bir seçenek :) misal birinci kitabı sevdim ama iki?üç? bu kitabı el alarak gidelim hem yorumumu da yazmış olayım :)
kitap 2300-2400'de olabilir tam çıkaramadım şimdi- yıllarında geçiyor..
bir çok distopyada olduğu gibi iki grubumuz var.. sömürülenler ve sömürenler... bu kez mevzu bahis bebekler.. sevgili ezen tarafımız diğerlerinin bebeklerini alıyor.. kendileri kapalı bir toplum olmanın getirisi olarak hemofili hastalığıyla mücadelede aldıkları bebekleri gen havuzlarına ekliyorlar.. hasta genleri azaltmak için.. kahramanımız gaia bana dokunmayan yılan bin yaşasın havasında giderken bir şeyler bir şeyler oluyor..sonra düzene karşı çıkmak istiyor.. biraz safça bir kız olması sinir bozucu.. yani bir şeyin kötü olduğunu anlaması için kafasına vurulması gerekiyor illa ki.. azıcık daha zeki olsaymış kitap süper olurmuş.. yani böyle deyince çok kötü durdu ama ben biraz abartıyor olabilirim..yada olmayabilirim :D :D 

kapağı beğendim :) 
ama kitap! çok güzeldi... modern distopyalar için uzun zamandır bu kadar iyisini okumadım-tamam uzun zamandır yeni yazılan distopya da okumadım ama-.. 
genler,kromozomlar havada uçuşuyordu.. ben bir de komiteye çalışırken okudum bunu.. düşünün artık halimi..
"ben bunu biliyorum" havalarında falan :P işin komik tarafı altı üstü 46 kromozomu anlatıyordu... ama 23 çift krom kaşık olarak anlatmak.. çok iyi ya :D :D
biraz tıbbi bir şeyler de içermesi kitabı beğenmem de etkiliydi..
yalnız çok ağıııııııııır akan bir dili var.. kız düşmanlarından kaçıyor ama sanki slow motıon her şey.. hareket vardı ama o ruhu pek hissedemedim.. bir yer hariç :) spoiler yoook :D :D 
şimdi sonu çok merak edilecek bir yerde bitmiş.. ama ben 2.kitabı okumak istemiyorum.. nedense para verip alasım yok :/ ilk kitabı değerdi ama ikinciye çok şüpheliyim :S belki kütüphaneden bulursam okurum.. ama alacağımı sanmıyorum :/
ama bence bu kitabı okuyun.. özellikle açlık oyunları,uyumsuzu falan okuyan dostlar okusun bunu.. artık k.haneden mi alır okursunuz bilemem ama gerekli.. yani tamam çok aksiyon sahnelerini anlatamamış ama distopik dünyasını zekice ve bol ekmek çıkarabileceği temeller üzerine kurmuş.. 








bunun kapağı da güzelmiş :)




sonuç olarak benim bu kitaba puanım 8.. yani kararsız kaldım 7 mi 8 mi diye ama kapağı falan da güzeldi.. 8. 8den eminim.. :) 

sağlıkla ve kitapla!
_dr.coffee'den sevgilerle
not:öğlen başlanıp gecenin sonunda bitirilirse bir kitap yorumu ancak bu kadar absürt olur :/ 
not2:resmin kenarları beyaz beyaz çok çirkin durmuş :O
not3:yazıyla ilgili bütün eleştirileri yaptım sanırım :)

13 Aralık 2014 Cumartesi

ultimate book tag

bir kitap mimini daha buradan yayınlıyorum :D son anda aklıma geldi buraya koymak :)
mimi gönderen hemşehrim bir ankaralı.. çok bekletmeyip mime geçiyorum çünkü yollayalı bir sürü zaman geçti...
hadi başlayalımm :)

1)arabada kitap okurken rahatsızlanır mısın?
hayır.. yılların otobüs yolcusu olarak yolda kitap okumak en sevdiğim şey.. hele bir de tepe lambası yanıyorsa.. millet uyurken de okumaya devam edebilirim :) ama pek çalışan lamba denk gelmiyor bana :/

2)hangi yazarın tarzı tam senlik neden?
tam olarak isim veremeyeceğim ama melankolik kadın yazarlar tam bana göre.. ece temelkuran,tezer özlü, sylvia plath-daha okumadım kitabını ama olsun benimsedim onu iyice :)-

3)harry potter mı? alacakaranlık mı?3 neden..
şimdi durum şu ki ben hp okumadım ama milyon kere seyrettim... filmini bile beğenmişsem harry potter diyorum :)
1)hermonie
2)fantastik kurgu
3)alacakaranlıktan daha zekice kurgulanmış gibi geliyor...

4)kitaplarını koklar mısın?
evet :) hangimiz koklamayız ki? toza alerjisi olan biri koklamaya bilir :/ neyse ben kokluyorum..

5)kitaplığının en ince kitabı
jose saramago-bilinmeyen adanın öyküsü.. 62 sayfa.. dün almıştım bunu da :) hem de 2,5'a :D :D

6)kitaplığınızın en kalın kitabı
sherlock holmes tüm hikayeleri.. 1136 sayfa :) ama ben çoğu hikayeyi daha önceden okumuşum :)

7)iyi bir okuyucu olduğun kadar iyi bir yazar mısın?geleceğinde yazarlık görüyor musun?
bilmem ki.. artık ileride makaleler falan yazarım.. blog var ona yazarım.. ama kitap basmalık... bilmiyorum.. Allah bilir :) şimdilik kitaplık olacak kalitede bir yazım yok sanırım, öyle bir uğraşım da yok :)



8)daha önce okuyupta nefret ettiğin bir kitabı verecek olsaydın hangisi olurdu??
aklıma gelmiyor şimdi.. köpek düşleri kitabını verebilirdim.. nefretimden değil ama basit geldi kurgusu..

9)hp yada açlık oyunlarına benzeyen ama daha az bilinen bir seri
mürekkep yürek serisi..
gerçekten çok güzel, kazulet gibi 3 kitaplık bir seriydi :) en azından ilk kitabını okumalısınız :)

10)zombiler mi vampirler mi?
zombiler olmadığı kesin ama vampirler de pek çekici gelmiyor.. hoş okunacaksa vampirlileri zombilere tercih ederim :)

11)son olarak;komple aşk romanı mı biraz  aşk karıştırılmış aksiyon romanı mı??
aşk-macera.. tam benlik :) komple aşk olunca sıkılıyorum :/ seviyor sevmiyor şeklinde gidiyor çoğu da..

mimin sonunu bulduk :) ben de yapmayanları ve dr.blue yu mimliyorum :) kolay gelsin
sağlikla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle