13 Nisan 2015 Pazartesi

devir-ece temelkuran

devir.. biteli haftalar oluyor ama ben onu anlatacak yetiye yeni kavuştum.. tabi bir de komite girdi araya.. sonra notsal şoklar falan derken.. 

ece temelkuran favori yazarlarımdandır.. kalemini severim.. hatta şiir-metin kitabını da beğenerek okudum :)
muz sesleri kitabını kütüphanede süresi dolduğu için geri vermiştim :/ bir ara alıp okumalıyım onu da.. konusu güzeldi.. 
bu kitap ilk çıktığında iki tane online kitap satış sitesinde imzalı satılıyordu ama kapıda ödeme veya ptt'den havaleleri mevcut olmadığı için alamamıştım.. hala içimde kanayan bir yara T_T
bir de yayınevini değiştirmiş.. hiç mutlu olmadım.. neden? şimdi bütün ece'leri topladığımda
-inşallah- aralarında bir numunelik bu can yayınlarından.. diğerleri everest..raftaki ahengi bozacak :/ can yayınları kapak tasarımlarını değiştirdikleri için onlara kırgınım zaten.. yani yıllar yılı beyaz çerceve kapaklarla özdeşleşmişsin, birden böyle radikal bir değişim.. "oldu mu can? oldu mu?" diye trip atasım var yayınevine :D :D  tabi benimki tavşanın dağa küsmesi gibi oluyor biraz.. 

gelelim kitabımıza.. kitap '80 darbesinin kıyısındaki Ankara'yı mekan seçmiş.. muhtemelen ortamı hayal edebiliyorsunuz ama ben size şöyle anlatayım.. iki-üç başlı bir canavar gibi siyasetin ele geçirdiği şehirde iki çocuğun hikayesi.. ayşe kızımız orta direk bir ailenin tek çocuğu.. bütün bu çirkinliklerin oyun olduğu bilmiş hep.. ali yavrumuz ise Ankara'nın kıyı mahallelerinden birinde, çatışmaların göbeğinde, sessiz ve mağrur, hiçbir şeyi unutmamaya o küçük aklıyla karar vermiş, çalışkan biri..


romanımız kalabalık bir kahraman kadrosuna sahip.. ve klasik bir ece temelkuran romanında olduğu gibi ilerledikçe hepsinin hikayesi ortaya çıkıyor..
ayrıca yazarın romanlarında onun yaşamından bir parçada bulunuyor -her yazarda olduğu gibi-.. burada ise kahramanlarla aynı yaştaymış o dönemde ve ankara'da da üniversiteyi okumuş. 

tabi yazarın penceresi sol tarafta olduğu için olaylar o taraftan anlatılıyor.. ve zıtları öcü, tarafsızları umacı olarak gösteriyor.. kitabın bu yönünü sevmedim.. siyasi içerikli romanların kaderi bu..  körü körüne bağlandığınız fikirleriniz nedeniyle okuyucuya 'onların' kaka olduğunu aşılamaya çalışıyorsunuz.. 
evet diğer kitaplarında da vardı siyaset ama burada o atmosferden midir yoksa kendi yaşamışlığını kattı da ondan mıdır bilemem, çokçok fazlaydı bu anlatım tarzı.. 
gönül isterdi ki fikirler kardeşleri öldürmesin.. şu fanatizm illetinden bir kurtulamıyoruz.. 

bunun dışında kitabı cok sevdim, beğendiğim sözleri küçük kulaklar içine aldım :) belli bir ortalamanın üstünde sevdiğim kitaplara yaptığım bir lütuf bu :D

ayşe kızımızın o saf çocuksuluğu tam al-götür-besle tarzındayıdı hele ki kitabın girişinde 
"acaba ölsem beni daha mı çok severler belki?"
repliğiyle onda kendi çocukluğumu,büyüklüğümü gördüm..

ali oğlumuzun derbeder ruh hali ve olaylar karşısında bilgiç tavırları yer yer bunaltıp kafasına terlik atacak kıvama getirse de, o da sevilir.. yani yaşadığı zorlukları ben yaşasam belki de onun gibi sesim çıkmazdı..
bu iki tatlı çocuğun gözlerinden kuğulu parkların sakinleri için savaşmak çok güzel bir deneyimdi :) 
biraz hüzünlüydü ama.. zaten melankolik havası değil mi beni temelkuran'ın yazılarına bağlayan..

eğer olaylara farklı bir pencereden görmek isterseniz,görüşünüz ne olur olsun, kitabı okuyun.. kitap '80 darbesinin çocuk zihnine yansımaları için referans bir kaynak olabilir.. 

kitaba puanım on üzerinden 7.. kapağından o kadar hoşlanmadım.. tamam konuyla alakalı.. bembeyaz kuğu kanadına var ama.. ne biliyim daha başarılı bir kapak olabilirdi.. bir de dediğim gibi tek taraflı kısıtlı bir anlatımdı.. kendinden olmayanı düşmanlaştıran..

elbette ki düşünecek ve düşüncelerinizi sunacaksınız.. ama saygı sınırlarını zorlamayın..
geçen yıl başka bır siyasi roman olan yasaklı kitap-sibel eraslan'ı okumuştum.. onunla karşılaştırıyorum ve.. belki bu daha uzun bir kitap olduğu için böyle bir durum ortaya çıkmıştır..bilemem :/

başka güzel kitaplarda görüşmek üzere sevgili kütüphanemin dostları :) 
sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle
not: siyasi görüşlerinizi istemiyorum.. "ay onlar çok haksız" "biz hep en doğruyuz" içerikli düşüncelerinizi içinizde tutun lütfen :)
not2: yazarın düğümlere üfleyen kadınlar adlı kitabını daha çok sevmiştim, onu okuyun bence :D 

18 Mart 2015 Çarşamba

insancıklar-dostoyevski

merhaba kütüphanemin dost sakinleri :)
bugün karşınıza bir rus ile karşınızdayım..
ben ki rus edebiyatı sevmem okumam diyen biriyim.. düşünün ne kadar büyük bir olay..
tamam iki tane okumuştum daha önce rus edebiyatından :
insan ne ile yaşar?
yeni rus kadınının günlüğü
kabul ediyorum ikisini de beğenmiş ve tolstoy dan çok etkilenmiştim amma ve lakin lügatımda "rus edebiyatı : sıkıcı ve soğuk günlerin uzuuuuuuuuun betimlemeleri" anlamına geliyor :) merak etmeyin hala oyle :D :D
evde annemin bir sürü kırmızı ciltli dünya klasikleri kitabı var.. klasik = rus.. ben de bir yaz bunlara merak sardım.. aşk ve gurur 'u orada okuyup beğenmiştim ama rus'lar.. çok sıkıcısınız deyip kaçmıştım :D
neyse günümüze dönüp kitabı alışıma gelirsek...
geçen sevgili kitapçıma gittim.. yeni kitaplara bakıp isimlerini öğreneyim dedim.. biraz da sakinleştirici etkisi var ya kitapların bende.. ondan..
sonra iki kitabın ismini yazdım internetten almak için.. ama dükkanda o kadar uzun süre durdum ki bir şey almadan çıkmam çok ayıp olurdu.. biraz da kitapları internetten almak için oraya bakınca vicdan yapmış olabilirim tabi :)
sonra gittim yeşil rafta çok.. obsesif tarafıma hitap edecek kadar düzgündü.. hepsi aynı ton yeşil :D :D
sonra baktım dostoyevski'nin ilk kitabı -okumuyoruz diye hayatlarını da bilmiyor değilim :)-.. ben de sevmediğim insanlarla ilgili konuşurken "insancık, insancıklar" falan derim.. yani kitabın adı benim gayriresmi repiliğim :) öyle olunca.. ucuzdu da :D

kitabın arka kapağı spoiler dolu ama ben konuyu özet geçeyim size :
yaşlı bir adamla -tahminimce 50'lerin başı- uzak akrabası genç bir kızın-bu da 16-17'lerinde sanırım- arasındaki mektuplardan oluşuyor..
yazarın ilk kitabı olmasına rağmen adamdan kıza, kızdan adama geçerken sizde taraf değiştiriyorsunuz :) çok güzeldi.. ne zorluklar çekmiş o yavrucak T_T
kapakta aralarındaki aşk diyor ama bana aşktan öte ileri seviye bir sevgi gibi geldi.. en azından kızınki.. adamınki aşk olabilir..
sonu.. sonu çok güzeldi :) zaten önceki gün sevmek zamanını izlemiştim, onun son sahnesinin etkisindeyken bir de bunun sonu.. en sonunda depresyona girdim :D ama akşama kadarmış :D :D

kitabı çok çok beğendim ama baskı hataları vardı bir iki tane.. çok takıntılıysanız farklı yayınevi tercih edin :) ben ne kadar taksam da kafama artık aldım bir kere :/
zaten kapak resmini de pek beğenmedim..
benim kitap için puanım 9. ama yukarda dediğim gibi birkaç hata vardı.. onlar olmasa 10 :)
bu kitabı okuyunca kitapların da yaşı olduğuna karar verdim.. mesela bunu 7-8. sınıf öğrencisine verseniz sıkılır muhtemelen.. ama kahramanların akranlarına verseniz kendilerine göre anlamlar çıkarır.. sevgili öğretmenler çocukları klasik okutmak için zorlamayınız lütfen.. onun yerine ortaokul dönemi için percy jackson serisi yada dedektif kurukafa serisi var.. onlar çok eğlenceli ve sürükleyici.. enerjilerinin doruklarında yaşlı bir katibin genç bir kıza yazdığı mektuplar bütün çocukların ilgisini çekmeye bilir :)
sosyal mesajımı da verdikten sonra sevgili büyüklere ve rus edebiyatı tutkunlarına kitabı okumalarını öneririm.. tutkun olmayanlar da okusun, beğeneceklerini düşünüyorum :)

sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle

7 Mart 2015 Cumartesi

kanlı kontesler-hicran aygün

merhaba kütüphanenin sakin sakinleri :D
 size kelime oyunu yaptım demin :D :D
ay gerçekten glukozu fazla kaçırınca öfori yapıyor :D :D
aslında bu kitap yorumu için bu kadar neşeli olmamam gerekir.. çünkü söz konusu gerçek ölümler,gerçek acılar, gerçek katiller...

kitabın yazarını ilk gazetede bir köşe yazarına verdiği yorumda görmiştüm.. liseydeyken..
o zamanki aklımla bile gerek yazarın verdiği röportaj gerekse kitabın konusu hayli ilgimi çekmişti.. bir dönem kitabın adını sanını kaybedip sonra geri buldum-arada oluyor öyle, geçende eski okuduklarımdan birini hatırlamayınca kafayı yiyordum az kalsın-..yıllar sonra -sanırım 4 yıl falan- kitabı aldım.. kitapyurdu istediğim kitapları bulamayınca paramı daha sonrası için saklı tutmuştu.. ben de o parayla bunu ve dokuz oda cinayetleri'ni aldım.

kitabın teşekkür bölümünde geçen seneki davranış bilimleri hocamın adını görünce değeri bir arttı gözümde :) çünkü hocamız alanında pro olduğunu kanıtlamıştı derste :)



gelelim kitaba.. bu kitap GERÇEK katilleri anlatıyor.. daha doğrusu gerçek katiller kendilerini anlatıyor.. nasıl bir hayat yaşadıklarını, neden bu suçu işlediklerini,ne hissettiklerini ve pişman olup olmadıklarını..
8 tane hikayemiz var.. edebi yönü yoktu.. röportajlardan oluştuğu için ama yazar görüşmeleri sırasında kendi duygularını, karşısındaki kadının nasıl hal ve davranış içinde olduğunu anlatmış.. biraz romanvari olmuş bu yüzden.. yazar hem konuşmayı aktarmış hem de o andaki kendi düşüncelerini..
beni şu etkiledi diyemeyeceğim çünkü hepsi etkiledi ve sizlerinde okumanızı isterim..
edebi bir kaygıdan çok neden?nasıl? sorularına cevap aranmış..

kitapta hoşlanmadığım nokta diyaloglarda karşısındaki cevap vermeyince "!!" işaretinin konması oldu.. iki yerde de sanırım kişilerin asıl kimliklerini deşifre etmişti..
ayrıca kapağını da pek beğenmedim.. daha çarpıcı bir şey olabilirdi..katili kadın olan polisiye kitaplarının klişeleşmiş kapaklari gibi olmuş...

benim puanım kitap için 7 puan.. eğer maktul ve yakınlarını okumaktan sıkılmışsanız bu kitap sizin hayatınıza renk getirebilir..

son olarak bazı hikayelerde içimdeki caniden korkarak katili haklı buldum, bazılarına ise bir insanın canına bu kadar nedensizce katlettiği için çok kızdım.. ama en çok toplumdu suçlu olan..
sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle

21 Şubat 2015 Cumartesi

yıldönümü

merhaba internet alemindeki kitap sevdalıları..
bu kez mim yada yorum değil, yıl dönümü yazısıyla geldim size :D :D eveeeettt!! tam bir yıl oldu burayı açalı :D ilk yazımızı yazdığım anı hatırlıyorum.
bu güzel yola dr.blue ile beraber çıkmıştım, tam da geçen sene bu zamanlar.. daha sonra ailenizin doktoru bana komşu oldu :) ben buradan devam ettim, ediyorum.. ederim inşallah..
blogu açarken ilk yazılarımı html kutusundan girecek kadar cahildim.. sonra yanlışlıkla oluştur'a bastım da o çileden kurtuldum :D :D
kitap ve hayat birbirine karışmış olsa da ben onları ayırdım ve dr.coffee'den döküntüler de kişisel ve kişisel olmayan şeyler anlattım..


ama dostlar kütüphanesinin bende yeri ayrı.. ve buradakilerin yeri de.. çünkü bizler kitap bağıyla bağlanmış insanlarız..bazılarımız günahlarından mürekkeple arınmaya çalışıyor.. ellerimize bulaşan dünya pisliğinden sayfalara silerek kurtulmak istiyoruz.. en çok da bu sebeple güzel romanlar,güzel hikayeler,güzel denemeler okumayı arzuluyoruz..
bazen okuduğumuz bir kitabı başka bir insanın dilinden dinlemek bize büyük resmi gösteriyor..
en iyi dostun kitap olduğu bu hastalıklı çağda, yaptığım/ız en güzel işlerden biri dostlar kütüphanesini kurmaktı :)
sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle

twitter hesabım : twitter.com/dostlark
vikitap hesabım : dostlar kütüphanesi

not: yüzlerini bilmediğim güzel kalpli dostlar kazandırdığı için ayrı bir sevdim burayı hep ♥..
not2: birinci yılımın tatlılığı için wattpad hesabı da açtım demin :D :)

20 Şubat 2015 Cuma

huysuz kitapçı fikry'nin inanılmaz hikayesi-gabrielle zewin

spoiler olabilir az biraz
ADA KİTABEVİ
Alice Ada'sının Tek Kaliteli Edebi Eserler Tedarikçisi
Kuruluş 1999
Hiç Kimse Bir Ada Değildir: Her Kitap Bir Dünyadır


bugün/gece geçen yıl birkaç saniye görüp sonra pek umursamadığım ama bu yıl tekrar favori kitapçımda görünce çok okuyasım gelen bir kitaptan bahsedeceğim.

öncelikle kitabın adına aldanıp da inanılmaz yazıyor fantastik bilim kurgu tarzıdır kesin diye düşünmeyin çünkü değil. ki zaten bay fikry o tarz kitapları dükkanına bile almıyor.
aslında family story -burayı femili sıtori diye okuyoruz :D- tadı verip sonraları drama çevirebilir.

yazarın dili gerçekten çok iyiydi.. gereksiz tekrarlardan ve klişe girişlerden kaçınarak sürükleyici bir roman oluşturmuş..neredeyse sürükleyici.. ortalarında bir yerlerde azıcık sıkılmış olabilirim..

aslında bay fikry her zaman huysuz değildi.karısının vefatından sonra-arka kapakta yazıyor zaten- bu hale geliyor..yada ona tatlılık katan eşiydi. 
bir gün çocuk kitapları bölümünde 3 yaşlarında bir kız çocuğu buluyor..ve asıl hikayemiz biraz da bundan sonra başlıyor.. 

hala metin eklemeyi bulamamış olabilirim :D
kitabın girişinde rumi'nin bir sözü karşılıyor bizleri.ama söz kitabın aslında da var mı bilemedim.
dediğim gibi kitabın dili aile kitabı havasında her yaştan okurun anlayabileceği ve kitap tutkunlarınca derin yorumların çıkarılabilecek bir tarzda.
kurgusu inanılmaz olmasa da bir eh işte'yi, hak ediyor.kitapta hiçbir şekilde tahmin edilememezlik yok.heyecan öğesi buharlaştırılmış gibi. arka kapak ve ilk birkaç sayfa sayesinde kitabı genel hatlarıyla anlıyorsunuz..lakin sondan önceki olaylar.. orası gerçek bir vay be'yi hak ediyor.. şimdi heyecan yok dedim ama birkaç gizemimiz de bulunmakta..tabi bunlar iki yaprakta dökülüyor ortalığa..
arkasında yazan eleştirilerden birinde "kitaplara duyulan aşk, kitap severler ve bütün insanlık var" demiş biri-eowyn ıvey-.
doğru da söylemiş. 
okurken çoğunlukla beğenmiş, yer yer sıkıcılıktan patlamış, genelde hasedimden çatlamış ve sonunda üzüntüden ağlamamıştım. yani az duygusal olsam ağlayabilirdim.
kapağını beğensem ve konuyla ilişkili bulsam da gönül ister ki ojinal adı ve kapağıyla bassalardı. çünkü orjinal adını ben yarım ingilizcemle çevirince A.J Fikry'nin hayat hikayesi -the storied life of a.j fikry- oluyor ve sizi anlamsız heyecanlar arayışına sürüklemiyor..
velhasıl kelam benim bu kitap için puanım 10 üzerinden 7. 2 puan sıkıcı kısımlar -tamam hepsi mükemmel olacak değil ama kimse sıkılmak istemez-, 1 puan orjinal adıyla basmayan sevgili yayınevi iş-güzarlığı mı desem artık bilemedim-inden kırıyorum.
eğer kitap,kitapçı,kitapevi hikayelerini,soft aile konulu dizileri seviyorsanız bu kitap tam sizlik olabilir :)
ve her zamanki gibi parayla almanıza gerek yok.kütüphaneler bu zorlu günler için var değil mi :D
sağlıkla ve kitapla kalın!
_dr.coffee'den sevgilerle

5 Şubat 2015 Perşembe

sosyal medya mimi

merhaba dostlar kütüphanesi sakinleri :)
sosyal medya aleminden uzak kaldığım şu günlerde ne kadar da manidar oldu ismi :D :D
beni mimleyen öz'ün kitap tutkusu'na çok teşekkür ediyorum ve bekleme yapmadan mime geçiyorum :)

facebook sorusu: herkesin sana okuman için baskı yaptığı bir kitap
yok öyle bir kitap :D :D genelde ikiletmeden okuyorum önerilen kitabı :D
ama annem uzun bir dönem boyunca noah gordon-hekim kitabını okumamı söylediği doğru ama kitabı bulamadı ki ben ne yapıyım :/ şimdi de alamut kalesi'ni öneriyor.. muhtemelen dönünce alacağım :)

tumblr sorusu: sen okuduktan sonra popüler olan bir kitap
derin sularla şeytan arasında..
ilk çıktığı zaman sıkıntıdan almıştım ama bir ay önce birkaç kişide gördüm.. birkaç kişi yetiyor mu  popüler olmaya ? :)

myspace: beğenip beğenmediğini hatırlamadığın bir kitap 
yok genelde ilk elime alınca hatırlıyorum, bunu beğendim-şunu beğenmedim diye :)

resmi olan mimleri çok seviyorum..
tembel miyim??
evet :D
youtube sorusu:filme çevrilmesini istediğin bir kitap
YA'ları çeviriyorlar daha da kitap katletmeye gerek yok... ama son ada'yı film çekseler iyi bir yönetmenin elinde süper bir film çıkabilir :)

goodreads sorusu: herkese önerdiğin bir kitap
blogda yazıyorum zaten... mutlaka okuyun dediklerimi okuyun.. onun dışında.. her türe bir kitap tavsiye etsem uzun sürer.. o zaman herkes aşk ve gurur'u okusun :D ay ben liseye giderken okumuştum, çok gıcık olmuştum bay darcy'e.. kızı da-adını hatırlamıyorum- çok salak bulmuştum.. ama sevmiştim kitabı :)

eh benden bu kadar..
yapmadılarsa keira daisy,kreatif başkan,cam misketve dr blue'yu mimliyorum :)

30 Ocak 2015 Cuma

okumalı kitaplı mim

guguklu'cuğum beni mimlemiş :) o da olmasa imse yüzüme bakmayacak şu blog dünyasında :P
endisine teşekkürlerimi sunup mime geçiyorum hemen :)

1)kitap okumak için evde belli bir yerin var mı??
hayır.. zaten evde olduğum zamanla nadir..tatilden tatile :) evde kitap okuduğum zamanlar daha nadir.. ben de boş bulduğum yerde okuyorum.. tavnarasındaki odamda çok rahat bir kanepe var.. kuş yuvası-koru manzaralı.. orada okuyorum sıklıkla :)

2)ayraç mı yoksa rastgele bir kağıt parçası mı??
ayraç.. kitabın kapağıyla/başlığıyla bilimum herhangi bir özelliğiyle uyumlu ayraçlar.. obsesif olmak zor iş azizim :)

3)kitap okumayı belirli bir zamanda mı durdurursun yoksa belirli bir bölümde mi yada bölüm başında mı?
cümle bitsin yeter.. genelde sayfa da bitiyor ama cümlenin bitmesi asıl hedefim..

4)okurken yemek yemek veya bir şeyler içmek mi?
genelde yanında bir şeyler alıyorum kitabın ama okumaya başlamadan bitiriyorum.. özellikse atıştırmalıksa.. önce tabak bitecek :D :D çay-kahve soğusun diye bekliyor zaten :)

5)kitap okurken tv seyretmek mi müzik dinlemek mi??
müzik.. slow yabancı.. edith piaf önceliğim.. tv izlerken kitaba konsantre olamaz ki insan bee :D :D


6)tek seferde bir kitap mı yoksa birden fazla kitap mı?? 
birden fazla ama mesela birine başlarım, diğeri daha çok ilgimi çeker ona da başlar bitiririm, sonra ilk kitaba dönerim..

7)okurken evde mi yoksa her yerde mi okumayı tercih edersin?
düğünlerde falan okuyamıyorum :( orada okusam her yerde derdim :D

8)kitabın kafanın içinde yüksek sesle okunması mı yoksa sessizce okunması mı??
hiç fark etmiyorum ki o.O

9)önündeki sayfaları okur musun yoksa atlar mısın?
bazen son cümleyi okuyorum.. genelde atlamam.. ama çok sıkıldıysam ileriden okurum sonra geri dönerim..

10)ciltli kitap mı karton kitap mı?
ciltli kitap hayranı olmakla beraber çok da şart değil.. kartonda olur, saman kağıt da olur :)

11)kitap yazıyor musun?
bir tane hikaye başladım.. ama ilerleyemiyorum :/ arada deneme deniyorum.. çok iddalı değilim bu konuda.. 10 üzerinden 6 veririm kendime.. gelişmem lazım :D

ben de okuyan ve canı mim çeken herkesi mimliyorum.. yapacak olanlar daha sonra link atsın :D :D